Geçtiğimiz yıl Kartalkaya'da meydana gelen yangın faciası, hem bölge halkını hem de ülkenin dört bir yanındaki vatandaşları derinden etkiledi. Kış turizminin önemli merkezlerinden biri olan Kartalkaya'da, çıkan yangın 21 cana mal oldu ve yüzlerce insanı etkileyen bir travma bıraktı. Ailelerin kayıplarıyla yaşadığı derin acıların yanı sıra, bu olayın yarattığı sosyal ve ekonomik sorunlar da gün yüzüne çıktı. Bir yıl sonra, facianın izleri hala taze. Bu süreçte aileler, sevdikleriyle veda etmenin acısını yaşamaya devam ediyor.
Yangının çıktığı ilk gün, bölgedeki insanların gözünde bir savaş alanı tasviri canlanıyordu. Alevlerin alevlendirdiği manzaralar, hem iş yerleri hem de yaşanacak mekanlar için büyük hasarlar yaratmış, birçok insan evlerini kaybetmişti. Yangın sonrası yapılan değerlendirmelere göre, bölgedeki doğal yaşamın yeniden inşası için yıllar sürecek bir süreç öngörülüyor. Yangından etkilenen aileler, devlet destekleri ve yerel yardım kuruluşları tarafından sağlanan yardımlarla yeniden hayata tutunmaya çalışıyor. Ancak kayıplar ve yaşanan travmalar, bu süreçte zihinlerde sürekli bir geri dönüş oluşturuyor.
Yangın faciasında, çocuklarından ve sevdiklerinden olan birçok aile, hala acının etkisi altında. "Ben kızımın yanmış haliyle vedalaştım" diyen bir anne, kaybının yarattığı derin duygusal travmayı anlatırken, gözyaşları içinde yaşadığı anıları paylaşıyor. Diğer aileler de benzer hikayelerle dolu. Kaybın sadece fiziksel olmadığını, duygusal açıdan da büyük bir boşluk yarattığını belirtiyorlar. Bu noktada toplumun bu ailelere sahip çıkması ve destek vermesi büyük önem taşıyor.
Yangın sonrası yapılan anma etkinlikleri ve psikolojik destek programları, yaşanan acıların hafifletilmesine yönelik önemli adımlar olarak değerlendiriliyor. Ancak, toplumsal olarak bu tür olayların unutulmasını istemeyen aileler için ve aynı zamanda bu tür felaketlerin önlenmesi adına farkındalık yaratmak adına daha fazla mücadele edilmesi gerektiği gerçeği su yüzüne çıkıyor. Kartalkaya yangın faciası, yalnızca bireysel acılar değil, kolektif bir kayıptır ve unutulmamalıdır. Zaman geçse de, bu anılar hayatın bir parçası olarak kalmaya devam ediyor.
Sonuç olarak, Kartalkaya'daki yangın faciası, hem insan hayatının kırılganlığını hem de toplumsal dayanışmanın değerini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu tür felaketlerin tekrarlanmaması için bilinçlenme ve alınacak önlemler konusunda toplum olarak hareket etmemiz, sadece kayıplarımızı anmak değil, aynı zamanda geleceğimiz için de bir sorumluluktur. Yangının üzerinden bir yıl geçmiş olsa da, yaralar henüz sarılmadı ve buna dair anmalar devam ediyor.
Yıllar geçse de, Kartalkaya yangın faciası toplum hafızasında bir yer tutuyor. Unutulmaması gereken yalnızca kayıplar değil, onların hatıraları ve yaşatılması gereken değerlerdir. Bu kayıpların yaşattığı acılar, belleklerde saklanmaya devam edecek. Yangın felaketi, sadece Kartalkaya’nın değil, tüm toplumun ortak acısı ve dayanışma ruhunun simgesi olarak anılacak.